28 Şubat 2012 Salı

Belgesel izlemek eğlenceliymiş meğer.

Tatile girdiğimizden beri bende bi belgesel hastalığı başladı. Normalde benim için "belgesel = bayıklık"'dı. Gerçekten bir gün denk geldiğim BBC HD belgeseli o kadar ama o kadar iyiydi ki nefesim kesildi resmen. Eğer kendimi duygulanma konusunda birden ona kadar olan bir skalada değerlendirsem muhtemelen ben yedi olarak tanımlanırım. Ama o ilk açtığım belgeseldeki uçan balıklar gerçekten gözlerimi doldurdu. Resmen masalsıydı güzellikleri. Tüylerim diken diken oldu. İlk defa gördüğüm bir şeyden bu kadar büyülenmiştim.



Bu belgeselden sonra sonra 7/24 izlemeye başladım BBC HD'yi. İlerleyen iki hafta boyunca hep "Bbc Planet" adındaki belgesellerden yayınladılar. "Life" bölümleri benim en hoşuma gidenlerdi. Bir seferinde balıklardı konu, başka bir seferdeyse kuşlardı. Özellikle çok fazla bilinmeyen, masalsı güzellikleri olan canlıları seçiyorlardı bana kalırsa. Ne bileyim atmosferdeki sera gazlarından beslenen bir deniz canlısının sayısının ne kadar arttığı mesela. Eminim böyle bir şeyi duyduysanız bile bu canlının neye benzediğini bilen pek az kişi vardır.

İşin ironik bölümü ise Bora'yla hevesle babama anlattığımız bu belgeselleri babamın yıllar önce hevesle satın alıp bize izletmesi ve bizim de o zaman uyuyakalmış olmamızdı. Gerçekten küçükken bir çok şeyi anlamıyor insan. Özellikle ortaokul ve lisenin başlarında kek olmadığını iddia eden çok az insan vardır herhalde. Neyse.

Herkese tavsiye ederim, inanılmaz güzeldi belgeseller. Belki ilginizi çeker diye uçan balıklı bölümün videosu yukarda. Buraya koyarken emin olmak için tekrar izledim, tekrar hayran kaldım. İnanılmaz. Aşağıda da inanılmaz bir "Birds of Paradise" videosu var yine bu seriden. İzlemenizi öneririm, çok güzel.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Günlük tadında blog yazısı


Şubat ayımın yapılacak listesinden bir tanesini bile gerçekleştiremediğim şu son Şubat günlerinde artık Erasmus yolculuğuna tam olarak hazırım. Bütün belgelerim tamam. Hem vizem çıktı, hem de okula teslim edilmesi gerekenleri teslim ettim. Gerçekten bezdiriciydi belge teslim işi, özellikle de okula teslim edilecekler. Almanya vize başvurum Pazartesi ise Salı eve gelmişti vizeli pasaportum. Öyle rahat bir işlemdi yani. Derslerimi seçtim, özellikle bu okulda alamayacağım derslerden de bir tane ders seçtim. Gerçekten konusu o kadar hoşuma gitti ki ne olursa olsun almak istedim dersi. Tabi dengesiz karakterim sayesinde oraya gittiğimde programda abukluk yaratan bir ders olduğu ortaya çıkarsa almayacağım o dersi o da ayrı. Haa bu arada, ders programlarımız daha belli değil, öyle kafamıza göre seçtik ismini beğendiklerimizi ahah.

Okula gittim geçen hafta ve hani artık geri dönüşü olmayan ayrılıklar insanın içini acıtır ya, okul da öyle daha bir cazip gözüktü gözüme. Zaten hava da daha bir sıcaktı bugüne göre, okulun çekici görünmesi için her türlü şart yerine getirilmişti yani. Herkesi gördüm, vedalaştım. Aslında amacım yarın da gitmekti ama yine doktora gitmem gerekicek gibi görünüyor. Doktor randevularından böö geldi artık. Gitmeden önce check-up bahanesiyle baktırmadığım bir yerim kalmadı. 10 aydır görmediğim doktoruma bile gittim.

Gitmeden önce "veda" fasıllarıyla aldığım kiloları verme amacıyla kendi kendime "şok diyet" adını verdiğim aç kalma diyetlerimi uyguluyorum. Özellikle akşamları karnım oda boş olsa yankı yapacak kadar gurulduyor haha. Ama yapcak bişey yok. 2 kilo kadar verdim bile falan baya mutluyum.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Şubat Ayı Yapılacaklar Listem

Eveeeet, Şubat ayı benim için bombooş bir ay olucak en azından vize işlemlerini saymazsak bu yüzden kendime bir program yaptııım ve bu ay içinde yaparsam şahane olucak şeyler belirledim. 

1) Öncelikle son zamanlarda biraz uzak kaldığım sanatsal aktivitelere adayayım kendimi istiyorum. Sürekli bahsedilen, "Çok çarpıcı, gittiğin hiç bir tiyatro oyununa benzemiyor" dedikleri Dot Tiyatrosu'nun bir oyununa gitmeye karar verdim bu boş ayımda. Zaten şimdilerde Dot Tiyatrosu'nda oynanan iki oyun var: Supernova ve Öksüzler. 'Supernova'yı tercih edicem sanırım. Öksüzler de çok güzelmiş ama daha sertmiş Supernova'ya göre, genel olarak bu şekilde öğrendim gidenlerden. Benim de ilk gidişim olacağı için biraz daha yumuşak bir şey tercih etmek istiyorum.

Bir de geçenlerde bir arkadaşımdan öğrendiğim Aysa Produksiyon Tiyatrosu'nun "Düğün" adlı bir oyununa gitmek istiyorum. Özellikle kadroda benim çok beğendiğim ve son olarak Yaprak Dökümü'ndeki Fikret'in illet kayınvalidesi olarak hatırlayabileceğimiz Güler Ökten'in yer alması beni bir ayrı çekti ne yalan söyleyeyim. Oyunda ayrıca  Bir Demet Tiyatro'dan bildiğimiz ve benim de çok sevdiğim Zerrin Sümer ve Şebnem Sönmez de yer alıyor. Sadece bu isimler için bile kesinlikle gitmeliyim ben bu oyuna.




2) Haftasonu dizi kuşağı yapardık eskiden ailece ve bu diziyi ben ve babam hariç kimse sevmezdi biraz fazla gri, biraz fazla ciddi bir diziydi. Battlestar Galactica'dan bahsediyorum. Bir dizide nasıl siyaset işlenir resmen ders veriyor bu konuda dizi diğer dizilere. Önceden izlediğimde bilinçsizdim tabi yaş itibariyle, bu nedenle şimdi tekrar izleyip daha eleştirel bakmak istiyorum. 




Dizi insanların zamanında ürettikleri Cylon adı verilen robotların insanların yaşadığı gezegene savaş açmalarıyla başlıyor. Cylonlar artık insan gibi görünebiliyorlar ve sürekli uzayda uzay gemilerinin içinde yaşamaya başlayan insanlarda bu paranoya haline dönüşüyor. Böyle anlatınca biraz bilimkurgu tipi bir dizi gibi oldu ama bilimkurguyla boğulmuyorsunuz izlemeye başlayınca diziyi, aksine günümüzdeki siyasi problemleri neredeyse tamamı var dizide. Neyse planıma gelincee, bu diziyi de tekrardan başlayıp bitirmek istiyorum. Ayrıca izlemeyen ve "düşünmekten hoşlanan" herkese diziyi tavsiye ediyorum.

3) Bir de müze gezmek istiyorum. Sakıp Sabancı Müzesi'nde Bir Ülke Değişirken -  Tanzimattan Cumhuriyet'e Türk Resmi başlığı altında bir sergi varmış ve konusu epey ilgimi çekti. Kesinlikle gitmem lazım. O dönemin ressamlarına çok bir aşinalığım yok ama geçen seneydi sanırım, gittiğim bir müzede Rusya'daki dönemsel değişimlerin resime yansıması konulu bir sergiyi gezmiştim ve çok hoşuma gitmişti. Bu yüzden bunu da kaçırmak istemiyorum.