2 Nisan 2012 Pazartesi

Erasmus - Berlin Vol.1

Öhöm öhöm. Berlin'e geldiğimden beri ilk blog yazım bu. Başlık biraz facebook album ismi gibi oldu ama napıyım. Bu blog yazımda kültür şoku geçirdiğim şeylerden bahsediciim.



O kadaaaaar güzel duvar resimleri var ki. Ve yani kesinlikle ya devlet tarafından desteklenmiş ya da göz yumulmuş. Çünkü bütün duvarı boyamışlar, merdivensiz yapılacak bir şey değil. Genelde bütün duvarı kaplayanlar bir mesaj veriyor. Mesela resmini daha çekemedim ama elleri altın saatlerle kelepçelenmiş bir iş adamı var. Zenginim ama zamanın da kölesiyim tadında. Ya da insanlardan beslenen bir adam aşağıda resmini görebileceğiniz. Buna pek anlam yükleyemedim ama çok ilginç geldi bana, hoşuma gitti.




Bira tamamen insanların hayatının bir parçası. Zaten bunu biliyoduk demeyin, tam anlamıyla bir parçası olmasından söz ediyorum. Her saatte her yerde bira içen insanlar görebilirsiniz. Bu insanlar ama İstanbul'da gerçekten alkol bağımlısı olup da her saat içen insanlar gibi insanlar değil, gayet sıradan gençler, yaşlı amcalar bunu yapanlar. İçki içilmeyen her an insanlar gidip genellikle "Spatkauf" adı verilen 24 saat açık olan marketlerden bira alabilir. Ve gerçekten de bira sudan ucuz burda. Bence bunun bir açıklaması musluk suyunun içilebilir olması. Ama yine de mantıken anlamsız geliyor bana. Sonuçta biri doğal ihtiyaç falan neyse.



Başka bir şaşırdığım şeyse burda güvercinlerden nefret edilmesi. Güzel binalar görüyorsunuz, güzel heykeller falan ama üstüne baktığınızda iğneler görüyorsunuz. En güzel heykellerin üstüne, en girintili çıkıntılı metro istasyonlarında bile tavanlarda bunlardan var. Burda güvercin olmak istemezdim öyle söyliyim.

Başka bir şaşırdığım şeyse insanların sıfır "Toplum ne düşünür" kaygısı taşıması. 60 yaşında teyzeler görüyorsunuz saçları mor, kulaklarında o tünel denen küpelerden. Üstüne death metal yazan tişörtler falan giymişler. Benim çok hoşuma gitti açıkçası çünkü Türkiye'de belli bir yaştan sonra kısa etek giyilmez, saç çok uzatılmaz falan ya, burdaki insanlar kendilerini ifade etmekte çok daha özgür, başkalarına garip gelsin veya gelmesin.

Burada insanlar giyime, dış görünüşe çok para harcamıyorlar. Para harcadıkları şey telefonları ve ayakkabıları. En azından benim gözlemime göre bu şekilde. Paspal, salkım saçak bi tip görüyosunuz ama elinde i phone'u var falan mesela. Böyle bi ortam. Ayrıca burda hiç Blackberry kullanıcısı görmedim. Gerçekten SIFIR yani, hiç görmedim. Diyebilirsiniz ki ne kadar insan gördün ki? Valla metrolarda ne müziğim var ne kitabım yaptığım tek şey insanları gözlemlemek, güvenilirim yani.


Yarın okulum başlıyor. Üç güne sığsın diye Salı 8:00'den 18:30'a, Çarşamba 8:00'den 19:30'a, Perşembe günü de 12:00'den 16:00'ya kadar dersim var.Onun dışında tatilim. Öyle laylaylomum yani. Berlin'i aşırı çok sevdim. Salaş, hafif bohem bi yer. Yaşanılası bi yer. Bakalım.