Hamburg, Berlin'den çok çok farklı. Gerçek anlamda bir şehir gibi. Ortasından Elbe nehrinin geçtiği, kocaman fıskiyelerin olduğu, Berlin'e göre çok daha fazla yaşlı insan görebileceğiniz bir şehir. Kesinlikle Berlin salaşlığı ve bohemliği yok bunu söyleyebilirim, ki bu nedenle ben o kadar da bayılmadım.
Biraz dolanıp, birşeyler atıştırdıktan sonra kocaman parklardan birine attık kendimizi. Yürüyüş veya koşu yapmayanı dövüyolar ortamı vardı. 85 yaşındaki teyze ve amcalar cirit atıyodu valla, biz de parka serilmiş güneşleniyoduk. Burda Berlin'deki gibi her yerde elinde biralarla dolaşma ortamı yoktu. Biz istisnaydık yani. Bu arada bu halimden gurur duymuyorum ama bira tüketimim Avrupa standartlarıyla Berlin standartları arasında Berlin'e çok çok yakın bir averajda. Sonrasında şehirde biraz yürüyüş yaptık. Açıkçası zamanımız çok az olduğu için çok fazla tarihi yerlere gidemedik. Tembel bir tatildi yani. Tek amacımız Pazar sabahı açılan Fischmarkt'a gitmekti.
Akşama doğru Hamburg'un içinde Amsterdam'daki gibi bir adet Red Light Street olduğunu duyduğumuzdan Red Light Street'e gittik. Ama Amsterdam'daki gibi çok da büyük değil, daha küçük bir sokak. Ayrıca çalışanlar da çok saldırgan. Bir ara gruptan iki arkadaşımız kayboldu ve onları tekrar bulduğumuzda üstleri sırılsıklamdı, çünkü o yerlerden birinin önünden geçerken hayat kadınlarından biri üstlerine su atmış, müşterilerimin arasından geçmeyin diye hahahaha. Çılgın yani.
Ordaki kulüplerden birinin içine girdik ve sabah 5'e kadar orda kaldık. Berlin'dekine göre bizim Türkiye'de alıştığımız daha pop tarzı müzikler çalıyodu. Açıkçası Rihanna, Lady Gaga tarzı müziklerde dans etmeyeli baya oluyodu, o yüzden grubun çoğu çok memnundu.
Balık Pazarı 6'da açıldığından kulüpten sonra direk oraya gittik. Şimdi kendi kafamda şöyle düşünmüştüm ben durumu. Saat Pazar günü sabah 6, ne kadar kalabalık olabilir ki? Oraya gittik ve gerçekten bence aşırı ilginçti, saat 6'ydı ve pazar hınca hınç doluydu. Konserler vardı. Haydarpaşa İstasyonu'nun içini düşünün öyle bi' ortam. Etrafta balık kafeleri var küçük küçük. Bayadır yememiştim, açıkçası deli gibi tıkındım orda. Çok özlemiştim yani. Orda bir 2-3 saat kadar kalıp dans ettikten sonra trenle dönmeye karar verdik.
Şansımıza Hamburg'da o hafta Marathon varmış. Onu biraz izledikten sonra trende baygınlık derecesinde uyumak suretiyle Berlinciğimiz'e yollandık.




