9 Kasım 2011 Çarşamba

günübirlik bayram gezmecesi

Bu bayramda tabiki de her bayram olduğu gibi tembelliğimize yenik düştük ve evde ailecek pinekleme suretiyle günlerimizi yedik. Bayram çikolatalarına yumulmak başlıca aktivitelerimizden biriydi. Bir günü de günübirlik bir geziye ayırmaya karar verdik. Açıkçası benim çok da bilmediğim Bolu'ya yakın Yedigöller'e gittik.

Yedigöller, isminden de anlaşılacağı gibi yedi gölden oluşuyor.Acaaaip güzel ve doğal bir ormanda buluyorsunuz kendinizi. Benim kötü rehberliğim ve yol anlatımımdaki başarısızlık sebebiyle kaybola kaybola yaklaşık 5 saatte gitsek de gerçekten oradaki doğa buna değdi.

Gitmeden önce İzmit yakınlarındaki Berceste diye bir dinlenme tesisinde durduk ve gerçekten berbattı. Kesinlikle gitmeyin şeklindeki yorumlarımı foursquare üzerinden de mekanı haklı bir karalama isteğimle yayınladım zaten. "Mükemmel, efsane bir kahvaltı. Uğramadan geçmeyin" diye bize bin kez söylenmişti en az. Biz de bayaa baya aç bir şekilde gittik oraya ama kahvaltılıklar fena olmasa da sucuk resmen çiğdi. Çok ayrıntıya girdim belki ama olsun bunlar önemli, hımhım.


Sonra oradan çıktık ve Yedigöller'e gittik. Yedigöller genel olarak çok yoğun değildi, bayramlardaki ortak, gezmelik alanların tıkış pıkışlığı yoktu. Ancak yemek biraz sorundu, çünkü herkes kendi etini getirmişti. Ortak kullanılabilecek ocaklar yapmışlardı, herkes onun başında etini pişiriyordu. Kurban kesme, etrafta koşan danalar falan öyle bir ortam yoktu, gayet sakindi. Altıncı ve yedinci gölün olduğu yerde bir restorant vardı, biz de orada bir şeyler yedik ama zayıf bir yemekti genel olarak. Köfte ekmek ve sucuk ekmek vardı ve çok temiz değildi. Günübirlik gelmeyi tercih etmeyenler için kalınabilecek küçük küçük villamsı evler vardı ve dışarıdan epey şirin görünüyolardı. Sonuç olarak "İstanbul'a yakın bir yere kaçmak istiyorum" diyen herkese öneririm. Yemekler biraz yetersiz olsa da gerçekten gördüğümüz doğa yolun uzunluğuna ve yemeklerin yetersizliğine değerdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder